1/10/2006 - Piri Reis'in Gizli Gerçekleri
Osmanlı
İmparatorluğu'nun yıkılışının ardından genç Türkiye Cumhuriyeti'nin tüm
kurumları yenilenmekte, her yer didik didik edilmektedir. Cumhuriyetin
ilânının üstünden sadece altı yıl geçmiştir. İstanbul'un Sarayburnu
denilen en güzel yerinde kurulan Osmanlı Padişahları'na ait Topkapı
Sarayı binaları da düzenlenmektedir. Milli Müzeler Müdürü Halil Ethem
Eldem, Topkapı Sarayı'nda (Harem Dairesi'nde, bir rivayete göre de
depolarda) coğrafya ilminin o zamana kadar tanımadığı bir harita bulur.
Bulunan harita yüzyıllar önce çizilen bir dünya haritasıdır (1929)...’
Atatürk'ün manevi kızı Afet İnan, Piri Reis'in görenleri şaşırtan, çok
hassas çizimlerinin yer aldığı dünya haritasının asırlar sonra gün
yüzüne çıkışını bu sözlerle anlatır. Amerika'yı gösteren en
eski haritanın bulunduğu haberini alan Mustafa Kemal Atatürk, onu
Ankara'ya getirterek bizzat kendisi inceler. Sonra haritanın
çoğaltılarak üzerinde ilmî incelemeler yapılmasını emreder. Topkapı
Sarayı'ndan çıkan bu harita daha sonra Afet İnan'ın da kurucuları
arasında yer alacağı Türk Tarih Kurumu bilim heyetlerince tetkik
edilir. İnan, Cenevre Üniversitesi'nde okurken haritayı ilk kez Batılı
bilim adamlarının dikkatini çekecek şekilde tartışmaya açar.
Haritanın bir kopyası 1953'te incelenmek üzere ABD'ye gönderilir. Antik
haritalar uzmanı M.I Walter ile Arlington H. Mallery'nin
incelemelerinde sonuç şaşırtıcıdır. Asırlar önce ceylan derisine
çizilmiş haritada 'izdüşüm yöntemi' kullanılmıştır. Bir küre üzerine
konulduğunda haritanın günümüzdekilerle birebir aynı olduğu tespit
edilir. Mallery'e göre çizim için havadan ölçüm yapılması
gerekmektedir. Peki, 500 yıl önce kim yeryüzünü haritalamak için bir
uçak kullanmış olabilir ki? Sorunun cevabı Piri Reis'in
Kitab-ı Bahriye'sinde saklıdır: "Çünki bildün pusulanun halini/ Dinle
hartının (harita) dahi ahvalini/ Hartıyı hem pusulayı bil sahih/ Ta
Süleymanu'n-nebi itdi tashih..." Piri Reis, Der Beyan-ı Hartı
başlığıyla eserinin birinci cildindeki yazılarında haritanın çizilişini
anlatmaktadır. Pusuladan, Hz. Süleyman'ın haritayı düzeltip
doğruladığından, hayvanların ilmiyle tasdik ettiğinden ve deniz ilminin
onun emrinde olduğundan bahseder. Harita 500 yıl öncesinin bilim ve
teknoloji imkânlarına sığmayacak kadar hatasızdır. Üstelik Piri Reis
Amerika kıtasını görmeden çizmiş, bitki ve hayvan figürleri, rüzgâr
yönlerini de içine alan detayları aktarmıştır. Orijinal
baskılı Kitab-ı Bahriye'yi yedi yıl önce İstanbul Sahaflar Çarşısı'ndan
temin eden araştırmacı-yazar Metin Soylu, Piri Reis'in harita ve
kitabının sırlarını hâlâ koruduğuna inanıyor. Soylu'ya göre Gelibolu'da
dünyaya gelen ve ömrünü 14 yaşından itibaren denizcilik yaparak geçiren
Kaptan-ı Derya, sırlarının büyük çoğunu yine bu yarımadada bıraktı.
Hatta Akdeniz ve Hint Denizi seferlerinden sonra elde ettiği kalyonlara
sığmayacak hazineleri de şimdi bulunmayı bekliyor. Üstelik bunların
farkında olanlar, Piri Reis'in ayak izlerinin kaldığı kalelerde cirit
atıyor. HAZİNE VE HARİTALAR KALE MAHZENLERİNDE Mİ?
Dünyanın en kıymetli altın yüküne sahip tarihî Truva hazineleri 1873'te
Çanakkale'den Alman arkeolog Heinrich Schliemann tarafından
kaçırılmıştı. Maddî değeri milyar dolarla ifade edilen hazine, savaş
borcu olarak İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Rusya'ya verildi. Hazine
bir daha geri dönmedi, diplomatik talepler hep geri çevrildi. Şimdi
onlar Moskova'daki bir müzede sergileniyor. Metin Soylu
aynı beldede bir başka hazine savaşının yaşandığına dikkat çekiyor. Ona
göre, Çanakkale, Kaptan-ı Derya'nın hazinesini de sakladığı yer.
Kitab-ı Bahriye'sini yonca yaprağı şeklindeki Kilitbahir Kalesi'nde
yazan Piri Reis, elde ettiği ganimetleri bu kalenin altına ya da
mahzenlerine sakladı. Aynı mahzenler sadece bir parçası bulunan Piri
Reis haritasının diğer parçalarını ya da müsveddelerini de
barındırıyor. Temmuz 2005'te Piri Reis Haritası'nın Şifresi
adlı kitabı yayımlanan Soylu'nun hazine iddialarının arkasında ilginç
bir hikâye var. Kitabı basıldıktan sonra yapımcı bir firmayla anlaşan
genç yazar, soluğu Çanakkale'de alır. Niyeti Piri Reis'in haritayı
çizdiği, kitabını yazdığı Kilitbahir ve Sultanbahir (Çimenli)
kalelerini görüntülemek, belgesel nitelikli incelemeler yapmaktır. Bir
tesadüf eseri eski Eceabat Kaymakamı Yaşar Karadeniz'le tanışır. Kalede
çekim izni ister. Kaymakamın verdiği kaleyle ilgili bir restorasyon
ihalesi olacağı bilgisi ve davetiyle bir hafta sonra Eceabat'ta
gerçekleştirilen bu ihaleye tanık olur. Nik İnşaat isimli bir firma,
Kilitbahir Kalesi ve Namazgâh Tabyaları'nın restorasyonuna talip
olmuştur. Restorasyon sunumlarında kalede kazı yapılacağını öğrenen
Soylu çok şaşırır. Tarihî kalenin iç kulesinin neden kazılmak
istendiğine bir türlü anlam veremez ve oracıkta itiraz eder: "Vali,
ihaleye katılan şirket yetkilileri ve gazeteciler vardı. Bir anda bütün
kameralar bana döndü. Ben de Piri Reis'in haritasını bu kalede
çizdiğini, kitabını burada yazdığını anlattım. Müsveddeleri, hatta
hazinelerinin kalenin altındaki mahzenlerde ve odalarda gizli olduğunu
söyledim. Onlar kalenin iç kulesi altına 3 boyutlu müze yapacaklarmış.
Kalenin kazılmasının mantıksız olduğunu, yapılacaksa bunun polis ve
jandarmanın denetimi altında gerçekleştirilmesi gerektiğini söyledim.
Sonra oradan zorla çıkarıldım. Kimilerine göre meczup durumuna
düşürülmüştüm..." KİLİTBAHİR NEDEN KAZILMAK İSTENDİ?
O günden sonra Soylu'nun merakı bir kat daha artar. Kitab-ı Bahriye ve
Piri Reis haritasını tekrar gözden geçirir. Bölgede yaptığı
araştırmaları bilim adamları ve devletin üst düzey yöneticileriyle
paylaşır. Restorasyon hikâyesi hiç de göründüğü kadar masum değildir.
Üstelik Kaptan-ı Derya, Kanuni Sultan Süleyman'a takdim ettiği Kitab-ı
Bahriye'sinin 4. cildinin 1783'üncü sayfasında hazinelerinden de söz
etmektedir: "Denizin bütün durumu açık olmuş/ Hiçbir yeri kalbinde
gizli kalmamış/ Dileğim tamamını açıklayasın/ Onunla kıyamete kadar
anılasın/ Düzenle bu kitabı güzelce tam/ Bulsun çok yarar kim olsa
okuyan/ Ve hem bu kitap çok gerektir/ Hazinelerin de bulunması
gerekir." SON SEFERİNDE ÜÇ GEMİ HAZİNESİ VARDI
Soylu, yazılı delillerle sınırlı kalmaz. Tekrar kalenin yolunu tutar.
Kitabında bile yazmadığı sırrını Aksiyon'a anlatan Soylu, hazine ve
şahsî eşyaların bulunduğuna inandığı Kilitbahir Kalesi iç kule etrafı
ve içinde bir pusulayla bazı denemeler yapar. Pusula iç kule mevkiine
yaklaştığında ibrenin ve mıknatısın dengesi ortadan kalkmaktadır.
Pusula ibreleri ancak altlarında ya da yakınlarında yoğun metal
bulunduğu hallerde devre dışı kalmaktadır. Tabii bu da delil olarak
yetmez. İlgili şirketin internet kayıtlarından daha çok uzaydan
görüntüleme, maden arama konularında uzman olması soru işaretlerini
artırır. Çünkü Avustralya devlet nişanı alan şirketin ana ihtisas alanı
uydu görüntüleme sistemleri ve maden aramadır. Peki,
gerçekten Piri Reis'in hazineleri var mıydı? Tarihî kayıtlar Piri
Reis'in 1553 Hürmüz Seferi dönüşünden yaklaşık bir yıl sonra Mısır'da
(iftira ve haksızlıkla) kellesinin uçurulduğunu yazıyor. Barbaros
Hayrettin Paşa Akdeniz Kaptan-ı Deryası iken Piri Reis de Hint Kaptan-ı
Deryası olarak görevlendirilir. Tabii Hint Kaptan-ı Deryası’nın son
seferinde üç gemi ganimetinin bulunduğu da kayıt altında. Soylu'nun
iddiasına göre Piri Reis idamından önceki bir yıllık süreçte
hazinelerini de adeta 'ofis' olarak kullandığı Kilitbahir'e getirdi.
Üstelik o, amcası Kemal Reis'le birlikte denizlere açıldığı ilk günden
beri ganimet ve hazinelerle birlikte büyümüştü. Osmanlı Devleti'nin
donanma komutanlığına davet aldığında, 'ganimetlerin kendisine, toprak
ve vilayet yönetimlerinin Devlet-i Aliye'ye bağlanacağı' meyanında
anlaşma yaptığı da biliniyordu. Soylu'nun ifadesiyle Piri Reis'in
sırları da, hazineleri de Çanakkale'de saklı: "Bahriye kitabı orijinali
2 bin sayfa ve 4 ciltten oluşuyor. Hem dünya haritası, hem de kitabın
yazımı Piri Reis'in bu iki kalede uzun süre kalmasını gerektirmiştir.
Araç gereç, gözlem odası, eşya ve eserleri hep bu merkezdeydi. Burası
Piri Reis'in kara kutusuydu. Büyük servetlere sahip Kaptan-ı Derya'nın
miras bırakacağı vârisi de yoktu." HARİTADA SAHTEKÂRLIK MI YAPILDI?
Bütün bunları delil olarak gösteren Soylu'nun bir de uyarısı var:
"Kilitbahir gibi önemli bir yerde yapılan restorasyon bu yüzden başı
boş bırakılamaz. Denetim altında yapılmalı, hazineler, harita ve kitap
müsveddeleri bulunmalı. İkinci bir Truva hazineleri olayı yaşanmamalı."
Araştırma ve iddialarını Kültür ve Turizm Bakanlığı, Emniyet Genel
Müdürlüğü, Harita Genel Komutanlığı, Türk Tarih Kurumu, Çanakkale
Valiliği ve Eceabat Kaymakamlığı ile de paylaşmış. Kültür Bakanlığı
iddialar üzerine bir yazıyla Çanakkale Valiliği'ni uyarmış.
Eceabat'taki yetkililerin verdiği bilgiye göre, restorasyonun kaleyle
ilgili olan kısmı bitti. Ancak Namazgâh tabyalarındaki çalışmalar
sürüyor. Bu bölgede şarapnel, mermi, top gibi harp malzemeleri
bulunmuş. Ancak bunlar bugüne kadar kamuoyuna gösterilmedi. Çanakkale
İl Turizm Müdürlüğü yetkilileri Kilitbahir Kalesi'ndeki restorasyonun
geçen sene başladığını, ancak ödenek yetersizliği nedeniyle istenen
seviyeye gelmeden bitirildiğini söylüyor. Kazı yapılıp yapılmadığı,
hazine iddiaları ise "gülünüp geçilecek kadar komik" bulunuyor. Nik
İnşaat'ın bölgedeki restorasyonla ilgili sadece proje çizimi yaptığını
belirten bir yetkili, Delta İnşaat ile yapılan restorasyon ve tabya
onarım-arama işlerinin sürdüğünü ifade ediyor. Hazinelerinin
yanında tartışmaları süren konulardan biri de Piri Reis'in haritası.
Amerika'nın kaşifi olarak bilinen Kristof Kolomb ile seyyah
Toscanalli'nin haritalarının Piri Reis Haritası'yla aynı devirlerde
yapılmış olması yıllardır gündemde. Batılı bilim çevreleri ile bir
kısım Türk aydınları Piri Reis'i 'hırsız ve sahtekâr' noktasına
getirecek derecede iftiraya varan yorumlar yapmıştı. Araştırmalarında
delil olarak Piri Reis'in eserlerini temel alan genç araştırmacı Metin
Soylu, ünlü Hattat Fuat Başar'ın bilirkişi raporuyla bir başka tarihî
gerçeğe daha ışık tutuyor. Başar'ın, Metin Soylu'nun talebiyle Piri
Reis Haritası ve Kitab-ı Bahriye üstünde yaptığı incelemeler bu
tartışmalara yeni bir boyut kattı. Başar, öncelikle denizcilik kitabı
ile haritadaki yazıların aynı elden 'Talik Kırması' şeklinde
yazıldığını tespit etti. Eserler aynı kalemden çıkmıştı. Ancak çok
önemli bir ayrıntı tarihin tozlu rafları arasında bugüne kadar gizli
kalmıştı. O da haritaya ün veren Amerika kıtasının yanı başındaydı.
Haritanın Güney Amerika'yı gösteren kısmından başlayan metinlerde
kullanılan Osmanlıca yazı karakteri ile haritanın diğer kısımları ve
denizcilik kitabındaki yazılar uyumlu değildi. Haritanın solundaki bir
bölüm güzel yazı üstatlarının 'Nesih Kırması' adını verdikleri hatla
yazılmıştı. Yani haritaya ikinci bir el değmiş, tahrifat yapılmış ya da
yazılar sonradan eklenmişti. Fuat Başar bilirkişi raporuna bu
tespitlerini aynen yansıtır: "Kitab-ı Bahriye adlı eserin sayfaları ve
ciltleri arasında çapraz kıyaslamalar yaptım. Tüm Osmanlıca yazılar
aynı kalemden çıkmıştır. Ve yazılar Talik Kırması'dır. Yine Piri
Reis'in 1513 tarihli haritasındaki yazılar da Talik Kırması'dır. Her
iki eser de aynı kalemden çıkmıştır. Ancak haritada Güney Amerika hattı
üstündeki bir kısım yazılar Nesih Kırması'dır. Harflerin uzantı ve
çıkıntıları bile farklıdır. Bir hattatın anlayabileceği bu fark
haritanın tahrif edildiğine ya da haritaya ekleme yapıldığına
işarettir." Peki, neden haritanın sol tarafındaki yazılar
farklıdır? Yazıların içeriği nedir? Hattat Başar ve Soylu'yu şaşırtan
da burası olur. Çünkü farklı üslupla yazılan kısım, Avrupa
denizcilerini öne çıkaran, Kristof Kolomb'u anlatan övgü ifadeleriyle
dolu. Topkapı'daki orijinal harita üstünde de inceleme yapmak
istediğini söyleyen Fuat Başar, ekleme olduğunu söylediği yazının bir
telaş havasında kaleme alındığına dikkat çekiyor. Başar,
Kitab-ı Bahriye'nin içeriğindeki 'hazine' meselesiyle ilgili de ilginç
değerlendirmeler yapıyor: "Hazine konusunda iki ihtimal var. Bir
kitapta deniz ve harita ilmine atıf yapılmış. Hazineden kasıt ilim
olabilir. İkincisi ise mecaz sanatıyla gerçekten kendi hazinesini
anlatmış olabilir. Her iki ihtimal de var. Üslubun rahatlığı ve dil
bunu veriyor. Ganimet ve taltiflerle dolu bir ömürden sonra mirası
olmayan hazine ve birikimlerin bir adresi de Kilitbahir olabilir."
Başar'ın Ocak 2006'da yaptığı bu tespitler Soylu'ya yeni bir kapı daha
açar. Harita üstündeki yazı farklarını ortaya çıkarmak için Kitab-ı
Bahriye'yi kriminal incelemeye sokmaya karar verir. Emniyet Genel
Müdürü Gökhan Aydıner'in izni ile İstanbul Kriminal Polis
Laboratuvarı'nda yapılan incelemeler istenen sonucu vermez. Çünkü
grafolojik incelemelerin belgenin aslı üzerinden yapılması
gerekmektedir. Ekspertiz raporunda da Piri Reis haritasının Topkapı
Sarayı Müzesi'ndeki orijinali üzerinden tetkik yapılması halinde
tahrifat ya da farkların ortaya konabileceği belirtilir. Soylu, aynı
talebi Milli Savunma Bakanlığı Harita Genel Komutanlığı'na da iletir.
Eserlerin orijinali üstünden, Osmanlıca bilen hattat personelce
yapılması gerektiği belirtilen cevabî yazıda, Harita Genel Komutanlığı
kadrosunda 'bu vasıfta uzman personel' olmadığı için çalışmanın
yapılamayacağı iletilir. Haritadaki değişiklik ve
tahrifatla ilgili Hattat Başar ve Soylu'nun iki tahmini var. Biri
haritanın 1929'da ortaya çıkarılmasında Alman Prof. Kahle'nin de
katıldığı Cumhuriyet dönemi ilk incelemeleri sırasında
değişiklik-ekleme yapılmış olabilir. Diğer ihtimale göre ise Kanuni
Sultan Süleyman devrinde Hürrem Sultan'ın da dâhil olduğu, haritanın
ilk hediye edildiği dönemde bu değişiklikler yapılmıştır.
Bütün bu iddialar tartışmalara konu Çanakkale ve Eceabat'ta da yankı
buluyor. Çanakkale Turizm ve Tanıtma Derneği Başkanı Ahmet Kaşıkçı,
kalenin eklenti ve çevresinde kazı yapıldığını ancak hazine arandığı
yorumlarının çok iddialı olduğunu söylüyor. Piri Reis'in haritasını
Kilitbahir'de çizmesi nedeniyle bulunabilecek müsvedde ve kişisel
eşyaların ise, daha önce salname, ruzname ve Sicil-i Osmaniyelerin
naklinin yapıldığı dönemde Konya ya da İstanbul'a götürülmüş
olabileceğine dikkat çekiyor. Piri Reis Denizcilik ve
Deniz Kaynaklarını Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı Başkanı Prof.
Dr. Erol Dizdar ise, araştırmaların objektif olması için hem harita hem
denizcilik kitabı üstünde hassas bir çalışma yapılmasını öneriyor.
Topkapı Müzesi'ndeki harita üzerinde inceleme yapılmadan değişiklik ya
da müdahale yapıldığının tespit edilemeyeceğini vurguluyor. TURGUT ÖZAL, HARİTA VE KİTAB-I BAHRİYE'Yİ AMERİKAN BAŞKANI BUSH'A HEDİYE ETMİŞ
Mayıs ayı içinde doğum yeri Gelibolu'da kendi adını taşıyan bir ulusal
konferans düzenlenecek olan Piri Reis'in haritası ve Kitab-ı Bahriye
isimli denizcilik kitabı aslında bundan 18 yıl önce merhum
Cumhurbaşkanı Turgut Özal tarafından da dikkatle incelenmiş. Sonra
Osmanlıca-Türkçe-İngilizce çeviri yapabilecek bir isim olduğu için Dr.
Vahit Çabuk'a Kitab-ı Bahriye'nin çevrilip yeniden basılması talimatı
(1987-88) vermiş. Denizcilik kitabını önce Osmanlıca okunuşu, sonra
Türkçe anlamı ve İngilizce'siyle birlikte tamamlayan Çabuk'un ortaya
çıkardığı eser, haritayla birlikte ABD eski Başkanı baba George Bush'a
Özal tarafından hediye edilmiş. Dönemin diplomatlarının tabiriyle Özal,
ABD'ye 'Bizim kıta demeye' getirmiş. Özal'ın tavrı
aslında bugünün siyasetçileri ve araştırmacılarına da ışık tutuyor. Bir
taraftan tartışmalar sürse de, Piri Reis'in haritasının gerçek bir
hazine olduğu apaçık ortada...
|