1/10/2006 - Japon Kültürü
Örf ve Adet
a)Temel Görgü Kuralları;
Japonya'daki
en temel görgü kuralı selam vermedir. Klasik selam verme, eller aşağıda
bacakların üzerinde olmak kaydıyla başı ve beli öne doğru eğerek
yapılır. Genel kanının aksine, el ayalarını göğüs önünde birleştirerek
selam vermek doğru değildir. Bu şekil çoğunlukla dua ederken kullanılır.
Ziyarette;
Eve, okula, hastaneye girerken ayakkabı çıkarılır; terlik giyilir.
Çıkarılan ayakkabı, burnu kapıya bakacak şekilde çevrilerek düzeltilir.
Ev sahibine verilen rahatsızlıktan dolayı özür dilenerek içeri girilir.
Resmi ya da yarı resmi ziyaretlerde hediye götürmek adettendir. Hediye
olarak mevsime uygun meyveler ve şekerlemeler en uygun olanlardır.
Hediyeyi verirken, ''Size layık değil ama...'' ya da ''Sizin ağız
tadınıza uyacak kadar iyi/lezzetli bir şey değil ama...'' gibi
alçakgönüllü ve saygı ifade eden sözler söylenir. Ev sahibinin sunduğu
yiyecekleri -sağlık açısından ya da dini olarak bir sakınca olmadıkça-
reddetmek kabalık sayılır. Ayrılırken, ev sahibine konukseverliğinden
dolayı teşekkürler edilir. Birkaç kez teşekkür etmek kibarlık sayılır.
Son olarak çıkarken bir kez daha teşekkür edilir ve verilen
rahatsızlıktan dolayı özür dilenir ve selam verilerek çıkılır. Bugün
pek uyulmasa da, ev sahibine sırtını dönerek çıkmak kabalık sayılır. O
yüzden geri geri çıkmak daha doğrudur. Bu kural birinin odasından
çıkarken de uygulanır.
Hastane ziyaretlerinde buket çiçek
götürmek -çiçekler köksüz olduğu için, hastanın gözü önünde günden güne
solup gideceğinden- kabalık sayılır.
Tanışma sırasında kart alışverişi yapılır. Kartlar konuşma sırasında eğer oturuluyorsa önündeki masa ya da sehpaya dizilir.
Tapınakları
ziyaret etmeden önce girişteki çeşmede eller ve ağız yıkanır. İçeride
mümkün olduğunca gürültü çıkartmamaya özen gösterilir.
Sofra
Kuralları; Japonya'da yemek Haşi ile yenir. Yemeğe başlamadan önce
''itadakimasu'' denir. Bu kelime ''alıyorum'' anlamına gelir. Yenecek
olan bitki ya da hayvana, minnet ve teşekkürleri ifade eder. Anlamını
genişletecek olursak: ''Sen benim için, beni yaşatmak için öldün /
öldürüldün, ben de senin bedenini tüm minnet ve teşekkür duygularımla
alıyorum / kabul ediyorum'' demektir. Yemek yer sofrasında, minderlerde
oturularak yenir. Genellikle ortaya büyük tabaklarda gelen yemeklerden
herkes kendi tabağına Haşi ile alır. Kendi tabağına yemek alınırken
Haşi'nin ağıza giren kısmı değil diğer tarafı kullanılır.
Tabağa
alınacak yiyecek önceden gözle seçilir ve karar verdikten sonra bir
kerede tabağa alınır. Haşi ile karıştırmak, aldıktan sonra vazgeçip
geri koymak kabalık sayılır. Yemeği alırken Haşi'yi doğru kullanmak
önemlidir. Haşi'yi yiyeceğe saplayıp almak büyük görgüsüzlük sayılır.
Eğer Haşi kullanamıyorsanız, çatal-bıçak istemekte hiçbir sakınca
yoktur.
Hiçkimse kendi bardağını kendi doldurmaz. Yakınınızdaki
insanların bardaklarını sürekli kontrol etmek, boşaldıkça doldurmak
kibar bir davranıştır. Kendi içkisini doldurmak, yanındakilerin
ilgisizliklerini yüzüne vurmak gibi anlamlara gelebileceğinden, iyi bir
davranış değildir. Eğer kimse gerçekten içkinizi doldurmuyorsa en iyi
yol sizin başkalarına içki sunmanızdır. Böylece sizin bardağınızın da
boş olduğu farkedilir.
Yemek bittikten sonra teşekkür edilir.
En yaygın ve kibar şekillerden biri ''goçisosama deşita'' dır. Bu
''lezzetli yemekler için teşekkürler'' ya da ''herşey çok güzeldi,
teşekkürler'' gibi anlamlara gelir.
b)Günlük Yaşam;
İkinci
Dünya Savaşı'ndan önceki dönemde, balıkçılık ve tarıma dayalı bir
toplum olması nedeniyle köy hayatı hakimdi. Ancak savaş sonrası
dönemdeki sanayileşme ile birlikte şehirleşme hızlandı.
Günümüzde
halkın %78'i şehirlerde yaşar. Ancak, güçlü ülke ekonomisi ve gelişmiş
teknoloji sayesinde köy ve şehir hayatı arasında büyük farklar yoktur.
Elektrik, su ve doğal gaz ağı yurdun en ücra köşelerine kadar uzanır.
Ayrıca ulaşımda da güçlükler yaşanmaz. Japonya'nın en küçük noktalarına
kadar ulaşan tren yolları ve otoyollar bulunur. Hizmet, iletişim ve
ulaşım ağlarının gelişmişliğinin sonucu olarak da köy ve şehir
arasındaki fark giderek ortadan kalkmaktadır.
Aile; Geleneksel
Japon ailesinde baba geç saatlere kadar çalışır; anne ise eve ve
çocuklara bakar. Baba'nın evde fazla zaman geçirmemesi yüzünden aile
içindeki iletişim azdır. Dışardan bakıldığında Japonya'daki boşanma
oranının batı ülkelerine göre az olması dikkat çekse de bunun
sebebinin, sağlıklı aile yapısı değil, aile içindeki iletişim eksikliği
olduğu gerçektir.
Ev ekonomisinden anne sorumludur. Aileyi
ekonomik olarak destekleyen baba, kazandığı paranın tümünü anneye
verir. Anne, bu paranın içinden babanın aylık harçlığını verir ve geri
kalanını diğer harcamalarda kullanır. Her ailenin en büyük rüyası kendi
evlerine sahip olmaktır. Kazanılan paranın büyük kısmı, ev ve araba
taksidi ve çocukların gelecekteki okul masrafları için yapılan
birikimlere harcanır.
Geçmişte iki ya da üç neslin birarada
yaşadığı Japonya'da bugün çekirdek aile yapısı görülmektedir. Gün
geçtikçe ailelerdeki çocuk sayısı azalmakta, buna paralel olarak
Japonya'nın nüfusu giderek yaşlanmaktadır. Yaşlı nüfus Japonya'nın en
büyük problemlerinden biridir. 2030-2040 yıllarında dünyanın en yaşlı
nüfusuna sahip ülke olacağı tahmin edilmektedir. Çocuk sayısının
azlığının sebeplerinden biri, yukarıda sözünü ettiğimiz sağlıksız aile
yapısıdır. Diğeri ise, giderek zorlaşan hayat şartları karşısında evli
çiftlerin çocuk yapmak istememeleri olarak görülebilir.
Kadın
/ Erkek; Kadın ile erkek hakları arasındaki eşitsizliğin giderek
azaldığı günümüzde, Japonya da bu değişime ayak uydurmaya
çalışmaktadır. Yaygın ve çok yüksek standartlı bir eğitim sistemi,
sağlam ekonomisi, yüksek teknolojisi ve mükemmel denebilecek iletişim
ağıyla dünyanın en gelişmiş ülkelerinden sayılan Japonya, tüm bu
gelişmişliğine rağmen oldukça ataerkil bir yapıya sahiptir. Kadınların
politikaya katılım oranı çok azdır. İş hayatında ise tüm yüksek
mevkilerde erkekler bulunur. Birçok şirkette kadınlar, kendileriyle
aynı işi yapan erkeklerden daha az maaş alırlar (...ve nedense hiç bir
kadın buna ses çıkarmaz!). Japonya'da kadınların bireyden çok süs
olarak görülmesi, tarihi çok eskilere dayanan bir düşünce tarzıdır.
Ancak bu durum -gün geçtikçe azalmakla beraber- bugün de devam
etmektedir.
|